Bu gadget'ta bir hata oluştu

Ay'ın Karanlık Yüzündekiler.

26 Aralık 2009 Cumartesi

Bulut saçlı kadına.


Kalktım.

ve ev yapımı bir şişe vişne likörü bitirdim.Çocukluğumun ellerine sahip bir çift beyaz el yapmıştı bunu bana.İlk günlüğümü alan,ilk sevgilimle kavgamı dinleyen,ilk likör tarifi defterimi hediye eden,ilk bana kedileri sevdiren bir çift beyaz el.Yavaş yavaş yaşlandığını izlediğin bir arkadaş,evimin karşısında her an kaçabilceğim küçük bir sığınak..
Bu sabah,seni sonsuzluğa uğurlayacağım hiç aklıma gelmezdi.
Bu sabah,beraber içmeye söz verdiğim likörü yalnız başıma kafama dikeceğim hiç aklıma gelmezdi.
Bu sabah,babamı kaybettiğim gibi seni de bir gece yarısı kaybedeceğim aklıma gelmezdi.
Hoş o zamanlar elimden tutabiliyordun,peki şimdi kim yanımda olacak?

Işıklar içinde ol..

Seni özleyeceğim..

23 Aralık 2009 Çarşamba

Bir anlık..


İnsanlar gelip geçiyor hayatımdan.En kötüsü,gidişlerini izlemek.
Farkettim ki böyle durumlarda insanlar arkalarına bakmıyorlar genelde.
Nedense,bir hoşçakal demeye vakit olmaz.Hoşçakal demeye cesaret olmaz belki de.İstenmediği yerde olduğunu anladığı zaman insan arkasına bakmadan gitmeyi öğrenebilmeli,ama ya yanlış anladıysa hayatındakileri?Tanrım,Yalnızlıktan korkmayı bırakalı yıllar oldu.İnsanları artık düşünmeyeli anlar oldu.
Tek isteğim bazı özlediklerim içimden kazısınlar kendilerini.Kanamaktan hiç korkmadım.Ne korktuysam yaşamışımdır,ayakta kalmay öğrendiğim gibi korkmamayı da öğrendim hayatta.Yeni nefeslere ihtiyacım var.Sadece yeni gözlere ve yeni bir sese.
Eskileri kullanırsam bilirim geçmişimi peşimden götüreceğimi..
Gece..Anılarımın iplerini geceye bıraktım.

Yalnızım,ve kendi kurduğum küçük dünyamda mutluyum.
Nasıl yaşıyorsam,işte öyle öleceğim.
Yalnız ve küçük.

8 Kasım 2009 Pazar

G ü n /süz/ L ü k . .


Her gün nasıl uyanıyorsam bugün de öyle doğruldum yatağımdan,ve her gün nasıl hissediyorsam o şekil hissetmeye programladım ruhumu.Sorunsuz,mutlu ve biraz çocuk.Aynaya baktım ve '' Seni seviyorum '' dedim.Bugün de diğer günler gibi güzel olacak dedim.Öyle güzel kandırdım ki kendimi,Işığı söndürdüğümde herşey eski haline dönmeseydi,ve ben bir an için kendi sesimin tonunu unutmuş olsaydım tüm bunların gerçek olduğunu sanacaktım.Güldüm,bu ucuz ve bir o kadar başarısız telkin yollarıma..Güldüm çünkü baştan aşağıya yalancı bir surattım artık vücudumda.
Oturdum ve aynı rutinlikte yamadım kendimi.Aylardır düşe kalka yürüdüğüm yoldan sapmamak için kendimi uyuşturdum.Çuvaldızlarla küçük delikler açtım bileklerimde.Damlayan her kan damlası için bir dilek hakkı tanıdım.Her dileğimde biraz daha kanadım.Her kanayışımda biraz daha yalanlarıma inandım.Uzandım ve bir sigara yaktım.Yaşamımı savurdum dumanların arasından.Düşünmemeye çalıştım.Yapamadım.Düşündükçe daha derinlere battım,düşündükçe olduğumdan çok daha yükseklere çıktım.Bir kaç müzik değişti o sıra,hayatın anlamını sorgulayan cümleler geçişti bir kaç nota arasında,biraz yazdım biraz çizdim,gözlerimin altlarını pudrayla gizledim,kupalarca kahve içtim ve sonra oturdum dudaklarımı kestim,bir daha konuşamasınlar diye.
jiletlerimi ikinci bir kesik için gözlerime gizledim.

''Sırayı bozmamak elindeydi,teşekkür mü borçluyum ne?

Yorgun bir yılan kıvrıldı kalbimle beynimin arasına.dolaşıyor,dolaştıkça ruhumu zımbalıyor bedenimin değdiği yerlere.anı takıntımı bilirsin,koşuşturup duruyor zihnimin köşelerinde geçmiş dakikalar.zaman?yer?yüz?yağmur?yağmurdan bir yüz!
rol yapmayı,yalan söylemeyi becerir olmuşum oysa ki en başarısızdım öyle bir an gelip dolmuş ki gözlerime en sonuncuyken en birinci ben olmuşum.komik.ama tadı acı.
tadı güzel gelen gözyaşlarım artık acılaştı.damağımı yakıyor,yılan dolanıyor..
o gözlerimden boşaldıkça,en gizlerim parçalanıyor,akıyor,yakıyor,dağıtıyor.. ''

Yazıp veremediğim milyonlarca kağıt parçasını çok güzel değerlendirdim bugün.Uçaklar yaptım,buruşuk,mürekkebi dağınık,uçları yırtık yırtık.

- Kağıttan uçaklar yolladım sana bugün,ben gökyüzüne bıraktıkça gökyüzü kan damladı.Gökyüzü kan damladıkça ben biraz daha uçak yaptım.Hayatıma dair ne varsa hepsini geceye bıraktım.

'' Hani iç denizlerimiz bizi boğamazdı?
Sigaram bitti,hoşçakal demenin vakti geldi.. ''

Bugün,her gün nasıl uyanıyorsam öyle doğruldum yatağımdan.kafamı yana çevirdiğimde gülümseyebileceğim kimse yoktu.İçimdeki boşluğu yağan yağmurla doldurdum,Aynaya baktım, '' Alış artık '' dedim.
Sonra oturdum dudaklarımı kestim.

Yapaylardı,ve artık gülümsemeye ihtiyaçları yoktu.


2 Kasım 2009 Pazartesi

Return to Serenity.

.. Ve dolunayla beraber geri döner bu kadın

1 Ağustos 2009 Cumartesi

...

..ve oturup ağladık yine
ve niye hiç görmemiş gibi sanki
oturup hep birlikte ağladık ona şaşıyorum
ona şaşıyorum biz sanki hiç tanrı görmedik
hadi hiç görmedik diyelim/çok doğru/
tanrı da mı hiç görmedi bizi?..

6 Mayıs 2009 Çarşamba

Deliliğimi sakladığım bir milyar yıllık günlüğümden.

Sen şimdi diktin ya gözlerini bedenine,terkettin ya 'zaten' 'ütopik' olan topraklarımızı,mutlaka bir deprem yaşanır benim iç
denizimde.Malum,işesen bile bir değeri yok artık gözlerimden akan yağmur suyunun.Yağ yağabildiğin kadar dibi delik konserve kutusu beynime.ya da üzerime..
ama gözlerimdekini siktir et.Diyorum ya tükür istersen,işe,kus.Onların bir değeri yok.Senin ki gibi yakanı üretebilmiş değilim daha.
Takdir et beni iş üzerindeyim,hala aynı çılgın azim içerisindeyim.
ha ya da bana tarifini ver.Ne kadar acı karıştırıyorsun içine yağarken?ya da nefret?varsa bir damla sevgi?
Şişelere biriktirip içlerine gözlerimi oyuyorum.Her birini yollayacağım sana bittiğinde.Ve yaşadığın deniz kanla dolu milyar tane şişeyle dolu olacak.
Über trajedi.Hani nerdesin yahu?Alkışlasana beni!
Ay inanmıyorum,dolunay varmış bu gece.Kraterler dolusu haykırmak vardı şimdi.Gözyaşından özenle yarattığım göllerime dalıp dalıp arınmak biraz sonra olacaklardan.
Biraz sis e saklanmak sonrasında.
Hem Bilir misin,ben hep ay ışığında kuruturum saçlarımı.
En son dokunduğun saçlarımdır,hala içimi aydınlatan.
Tamam tamam.Dokunaklı olmanın hiç sırası değil.Zira damarlarımı birbirine düğümlüyorum.
Kalbim patlasın bu gece hem.Ortalıkta bir şenlik havası.Kan,yarısı yanmış kalbimin bir parçası.
Unutmayın cenazemde 'Severed Garden' çalmayı.Sen çığlık çığlığa oynamayanı 'bonus' olarak diğer tarafa yolluyoruz diyerek haykır.
Hatta bir kural bile koyayım en çılgınından.Kalbim patladıktan bir nefes sonra
bir sakura ağacını kestirin gözünüze.Onikiçeyrek yönüne dönün,
sonra kazıyın sakuramın köklerine saçlarımı.Uzadıkça hayat bulayım.
Yok,nefes veresim yok bu gece.Hem annem belli et ama ölme dedi!
Diyorum ki,
Oyun oynasak senle,hani bir çılgınlık yapsak
hiç alışık olmadıklarından.Ben istiyorum ki her salınışında,evet evet tüm dünya alarma geçsin her adımında,
tahtadan midillimin üzerinde dizlerimdeki yara kabuklarını sıyırarak dört nala koşayım sana,atayım seni midillimin çürük terkisine
sonra feci ölümlü bir ayrılık yazalım traji komik masalımızın sonuna.
Yani diyorum ki : Kısa ama acısız olsun!
Yalanlarına parlak pullu kılıflar dikeyim örneğin,her yalanla aldatışında beni üzerine bir tanesini geçireyim.Karanlık yüzünü
kendime çevireyim.Malum,herkes seni benim kadar masum göremez sevdiceğim.
Bu gece seni anatomi kuklamla aldattım sevgilim.Bir de ölümle.Malum,En yakınım bir damla kan birazda ölüm.Unutturma bir gün,
döndüğünde dünyanın merkezinden,sevinçten üzerine titreyek öleceğim.
Bebeğim,benim olandan uzak dur ve işgal etme topraklarımı.Oyun bozansın zira.Küsersem dünyam yıkılır başına.
Altından kalkamazsın.


Ay Günlüğünden Alıntılar.


Geçmişten Gelenler.

Bu gadget'ta bir hata oluştu