Bu gadget'ta bir hata oluştu

Ay'ın Karanlık Yüzündekiler.

24 Kasım 2010 Çarşamba

Gece Yağmuru..


Benim ellerimde dikenler vardı..

"Boğazımdan aşağı süzülüyor acılarım." dedi o, sigarasının dumanını dudaklarına doldururken.
"Hani ruh dolusu ağlamak istersin ya,hani bağıra bağıra,yırtarcasına ciğerlerini -kanatırcasına kalbini..Sevgilim,canım yanıyor,İç organlarımı söküp ellerine vermek istiyorum.."

Bu onu son görüşüm oldu.

Kara bir geceydi,uçsuz bucaksız yağmur iniyordu dudaklarıma.Sisin,ıslağın,yalanın içinde yitirdim o'nu. Karanlıkta gördüğüm son kirpiklerin sahibiydi. Gittikçe uzaklaşan ayak seslerinden tanıdım, Ne zaman bedenimden bir ayak izi geçse durup dinledim, her adımda,her birinde sesin sahibini " o " sandım. Tadını aldığım yağmur çürüktü, dökülmüş dokunuşlar ve yırtık,sigaralı seslerdi yalnızca duyduklarım. Oysa o zehirli bir sarmaşık gibi yaşardı ormanımın kuytularında. Sesi toprak,elleri gökyüzü,gözleri iki karanlık kuyuydu kenarlarında koşmaktan yorulduğum.İçine girdiğim küçük bir dünyaydı ruhu.Zehirlerini öptürürken hücrelerime,beraber ağlardı benimle.
Kıpkırmızı.

Bu onu son görüşüm olmuştu.

Zaman akardı etrafımızda,bizi çözemezdi,biz birbirimize çözülürdük her acıyışta.
Birbirini öldüren iki beden,iki yağmur damlası,iki gökyüzü parçasıydık biz.
Yaralarına tutunur çıkarırdım dikenlerini gözlerinden.Kanarken "seni seviyorum" derdi.

Bu onu son görüşüm olmuştu.

Tükettiği izmaritlerini kalbime gömerdim.Dumanını içime çekerdim ciğerlerine değen benliğine doyabilmek için.Sonsuz bir susuzluk,sonsuz bir ateş yanardı ruhumun bir köşesinde.Düşüncelerimi yakardım onu ısıtabilmek için.Sarardım zihnime hislerimi,beraber aynı toprağa koyardık topuklarımızı,ellerimizin üzerinde umutlarımız,karanlıklar uzaktaydı,ah sevgilim,ne çabuk gelip alıverdiler acılarını..

" Gitmelisin " dedim dikenlerimi batırırken dudaklarının dibine. "Gitmelisin bebeğim,yolun benim çok uzağımda,aşkların benim kıyıma vurmuyor artık,kaç git kurtar kendini gözlerimden."

Dudaklarından kan sıza sıza,toprağa damlaya damlaya,yağmurlara karışa karışa,ardında ayak izlerini dahi bırakmadan kayboldu "o" kara geceye..

Bu onu son görüşüm..
Bu onu son görüşüm oldu..

17 Kasım 2010 Çarşamba

Deli Düşü.

Gece çöktü beynime. Karanlık aydınlatıyor zihnimi. Sana dökülmüş harfleri topluyorum gecenin ağından. Ellerim yanıyor. Düşüm bulanıyor, ışığım kararıyor, senin için yattığım kabuslar dökülüyor.Biriktirdiğim izler siliniyor, ardımda bıraktığım zincirler tenime geçiyor, adının toplamı dağıtıyor benliğimi..

Bilemezdin,
"Sen" gelince cümlemin ağırlığına,
anlamları topluyorum ölü deniz kabuklarının seslerinden, adını fısıldayanları iç denizime gömüyorum, bir yığın kabuk sarıyor kanımı,duvarlarım aşılmaz oluyor,zayıf noktası fısıltıların,sakın konuşma! kırma gizlerimi,gözbebeklerinin ucundayım düşürme bedenimi.Sakın konuşma,düğümlenmiş sözlerim düşüyor,ayaklarım birbirine dolanıyor - düşüyorum.Çelmelerini kaldır boğazımdan, nefes alabilmek istiyorum.

Boşluğa takılı bir yığın yaşanmışlık çarpıyor ayaklarımın ucuna.Sigarama tutuşuyorsun.
Yanıyorsun belki, söylesene,canın acıyabiliyor mu senin de?
Nefesimi üflüyorum cansız bebeklere,seni yaşatabilecek bir çok şey dikiyorum toprağımın köklerine,hayat buldukça sen - ben kuruyorum. Oyuncaklarımı kırıp sana adıyorum her parçamın gözyaşını.Söylesene..

*Ağlayabiliyor musun sen de?

Ay Günlüğünden Alıntılar.


Geçmişten Gelenler.

Bu gadget'ta bir hata oluştu