Bu gadget'ta bir hata oluştu

Ay'ın Karanlık Yüzündekiler.

26 Temmuz 2011 Salı

Sarhoş Günce.


İç organlarımı kusarcasına etrafı kanla tırmalıyorum..
Ruhuma bak,
Huzurumu yüklediğim gezegenlerin her biri şimdi birer ölü yıldız,
Ayılamadığım gecelerin bedelini kalbimi keserek ödüyorum
Kurban adıyorum sana her gece,her gece,acılarımı taze tutman için saç tellerimi yakıyorum.
Hazmediyorum kesik tutkularını her gece,her gece bedenimi gömüyorum.
Çığlıklarla boğuyorum damarlarımı,kendime yeni bir mezar kazıyorum...

Bir tane daha bir tane daha bir tane daha..

Ne zaman bitecek suskunluklarımın vücuduma kızgınca vuran tırnakları?
Canım yanıyor,ölüyorum anlıyor musun?
Paranoyalarımı boynuma dolayıp yeni bir cehennem ilan ediyorum benliğime.
Ölü marşları çalıyorum yapayalnız kalmış cenazeme
Alkole bulayarak yakıyorum zihnimi,prematüre kalmış aşkların sudan kafatasını eziyorum..
Yokluğunla sevişiyorum.Ölü orgazmlar eşliğinde selamlıyorum bedenimin üzerinde nefes alan iki parça toprağı..
Yalanlarınla yıkıyorum,yalanlarınla ölü yosunlar dikiyorum içimdeki karanlığa..
Göğüs kafesimden uzanan iki çığlık gibi ayrılıyor tenim parmak uçlarımda,
Yalnız yürüdüğüm yollar eziyor şimdi gözbebeklerimi,
Adımların ensemde bir damga,en kızgın hüznüyle parıldıyor gecenin ortasında,
Ruhumu katledecek bir söz yarat bana,
Damarlarımı patlatacak,tendomlarımı yırtacak ayrılıklar dik hücrelerimin arasına,
nefretinle doğur beni,terkedişlerinle emzir,boş ciğerlerimin orta yerine kus tüm sahte bedenini,
Zehirini arındır etimden,kalp atışlarımdan yeni bir hikaye yaz,
Sen yaz bıraktığın orospuyu,başka göz renklerini düzdüğün ruhunun orta yerinde sürükle tüm acılarımı..
siktir git! bıçağınla yüz sarhoşluğumdan, bedeninin tüm ipuçlarını..
Yağmurlar arasında yak tüm piç kalmış aşklarını ve siktir git!
Topla tüm özsuyunda adının her anlamını!
Sessizliğini kutsa ve diş etlerimden sök parça parça eriyen aşkını,hafızamın delirmiş bataklıklarında..

15 Temmuz 2011 Cuma

Newborn.


Kelebeğin kanatları yanıyor,
İçimde yeni bir yaşam formu,tüm duyularımı ele geçiriyor.
Yalnızca uzaktan çalınan çığlık sesleriyle,
İntihar etmiş halüsinasyonlar akıyor boş gözlerime..
Zorla fethedip iç organlarımı,
zihnimin derinliklerinde ölü lavralar bırakıyor.
Bitmeyecekmiş gibi gelen nefret dalgalarının ortasında,
Ritüel son buluyor..
Kanatlarım,yanıyor..

* Kabuğumdan kurtulup çekerken ölümsüz acıyı damarlarıma,
Sonsuza dek,çarpılıyorum sonsuzluğun içkanamalarına..

14 Temmuz 2011 Perşembe

Zifir.



Kesik nefesler arasında,araf a hapsolmuş insan uğultuları doluyor zihnime.
Neredeyim ben?
Herkes neden bu kadar yabancı hislerimin kimliğine?
Dolunay ayaklarımın yoluna ters düşmüş,çok uzaktayım toprağımın köklerine..

"Ciğerlerime misafir ettiğim her nefeste çürüyor düşüncelerim,
Kalabalığın beynine kurulmuş bekleme salonlarında anons ediliyor kırılgan öpüşlerim.."

Tanrım..Çok yorgunum..

Sesimi duyan var mı?
Gölgelerimi ardımdan toplayacak,acılarımı emzirecek ucuz bir fahişe mi bu bedenimde kilitli kalmış yangın?
Acılarını uzat bana,kendime yeni bir evren kuracağım!
Delik deşik edilmiş masumiyetimi bedenine kanayacağım!

Beni duyuyor musun?

Aynı gökyüzünün altında binlerce ihanet yılı uzaktayız birbirimize,
Nefretini dola belime,
Yalanlarınla ırzıma geç,
Dudaklarımı parçalayarak kandır beni!
Hadi kandır beni!
lanet zihnine bir kılıf geçir,bu gece bendensin,korkusuzca delirebilirsin,korkma ! çok uğraştım de!
Kalbimizde beslediğimiz timsahları kıskandıracak yaşlar dök parçaladığın bedenimin üzerine!
Daha çok kanat beni!
Gözbebeklerimle aldat!

Duyuyor musun.. beni.. duyuyor musun?

Ruhumun sesini söküp ellerine vereceğim.
Bileklerine takılı,yeni doğmuş cesetlerden hayatlar sürüyeceksin,
Bilincimin ardında yaşanan cinayet öykülerini üzerimde denerken ben,
Bu sefer kaçışın yok dilime takılı jiletlerden..

" Adımı hatırlıyor musun? "

İmitasyon aşklara buladığın düşlerini,
Kumda kaybettiğin ayak izlerini bende unutmuşsun,
Ağzından çıkanlar gözeneklerimde uyuyan yeni leşler..
Hadi sen de köklerini döv ruhuma,akbabalarını uyandırıp yedir kalbimi,
Uyandığını sandığın mezbahada!

" Ne zaman canım karışsa acına, yağmurlar kanardı tanrının dudaklarından. "


Söyle
Nasıl?
Nasıl gözlerini açacaksın..
Bir başka retinaya hapsettiğin geçmişinle,sırada bekleyen hangi cesedi kutsayacaksın?
Söyle bana..
Şehirleri,insanları peşinde taşırken,kendini yamadığın yabancı hayatlarda,
Özgür mü kaldığını zannetin damarlarına enjekte ettiğin hoşçakallarla?


Beni duyuyor musun ?

Katlet,yağmala piç kalmış hayallerimi,
Kus ciğerlerinden,soluduğumuz tüm karadelikleri..
Unut sevgilim! azlet hücrelerine sakladığım tüm kederi,
Ne olur hatırla,
Ölümcül bir hastalık gibi hatırla sevgilerimi!

" Adının baş harfiyle yapış boğazıma ve geçmişten sil tüm yaşayacağım günleri! "

Yarım bıraktığın ihaneti temizle ellerimden!
Yarı yolda bıraktığın tüm bedenlerin üzerinden geç!
Nefret et,iğren acılarınla kırdığın kemiklerimden..
Korkma artık!
Sapla şahdamarlarını, yeni kesilmiş, ölü çocuk gülüşlerime..
Uyut beni,
Uyut ki,
Bir kere olsun,farklı bir kabusa uyandır gözlerimi..

11 Temmuz 2011 Pazartesi

Deli/k


..Yataktan küfür ederek kalktığım günlerden bir diğeri.Dışarısı katran sıcağı,nefesim ciğerlerime yapışıyor..Günaydın.

" Günlük ritüeline merhaba de küçük yalnız "

Yatağa yapışmış vaziyette uyanamamayı diliyorum bugün de.Küçük bir sürüngen gibi toprağımın derinliklerine çekilmiş durumdayım bir haftadır.Telefonumun şarjı üç gündür bitemedi,yemek yiyemiyorum,zaten sigara dumanı ve alkol öğünümün tümüne denk,yanında yalnızca ruhumu yiyip bitiriyorum.Televizyonu kapatmayı bile unutuyorum günlerdir,arada bir sesleniyorum tozla perdelenmiş ekrana,gözlerimin içine baktığını sandığım hiç bir oyuncu bana cevap vermiyor.Gidip biraz daha içiyorum,sonsuz ayıklıkla ölüme sarhoşluk arasında adımlar atıyorum.Duvarlar çevremde dönerken onbeş dakikalık sızmalarımda huzur arıyorum.Litrelerce alkol ve sayısız sigara paketi arasında kendime yeni bir dünya kuruyorum.Unutmak,yalnızca unutmak istiyorum.

" Ne zaman hoşçakal demeyi öğreneceksin?Ne zaman karar vermeyi öğreneceksin? "

Kahrolası yaz geceleri.Mutluluktan ölüyormuş taklidi yapıp kandırıyorum kendimi çivi çakılmışçasına geçmek bilmeyen dakikalarda.Kapı çalıyormuş gibi geliyor sanki saatin her bir tıkırtısında.Boşluğa koşup duruyorum belki bir gelen olur diye,en delirmiş halimle bomboş kapı önlerini selamlıyorum.Dışarda birileri nefes alıyor biliyorum.Kendimi unuttum,insanların beni hatırlamasını beklemiyorum.Aynaya bakıyorum,yansımam.. yansımamı bile göremiyorum.

"Bir insan yansımasını kaybedecek kadar yalnız olabilir mi?"

Bugünlerde sesini duyduğum tek kişi çapraz yolda konuşlanmış büfeci.Yorgun adımlarla kendimi sürüyorum,buzdolabından bir iki kutu bira bir kaç şişe şarap kapıyorum ve o hiç değişmeyen suratın karşısına çıkıyorum.Bana hangi sigaradan istediğimi sorardı hep.Ertesi güne dek duyacağım tek canlı sesinin bu adama ait olması huzurlu bir nefret uyandırırdı içimde.Oysa o bile aynı cevabı duymaktan bıktı,bana artık hangi sigarayı istediğimi sormuyor,duyduğum tek ses toplam ölüm fiyatım.KDV si dahil.

" Şimdi ne olacak? Her şeyi yıkıp yeni baştan mı doğuracaksın kendini.Sen masallardaki anka kuşu değilsin güzelim,ölümlerin bile sınırlı senin. "

Gün geçtikçe,anılarım silikleşiyor.Oysa fil hafızalı olduğumu söylerlerdi hafızam gibi,anılarım gibi,zamanla kalbimde silikleşen tanıdıklarım.Birinden ismimi duymayı özledim sanırım."Kulağıma çalınan dil kalbime oldukça yabancı".Arada yüksek sesle konuşuyorum kim olduğumu unutmamak için,pencereleri açıp güneşin bedenimle sevişmesini sağlıyorum.
Hayatta kalmak zorunda hissediyorum.Siktiğimin yeryüzüne kazık çakmışım gibi hissediyorum.Oysa beni tutan hiçbirşey yok nefes yollarımı tıkamak için.Geçmişten arta kalan son bir umut gibi,içimde titrek nefesiyle soluk almaya çalışan ışık.Yalnızca onun da hayatımda varolmuş diğer düşler gibi sönüp gitmesini bekliyorum.

"Canlandıracak bir nefes yok,yeniden eskiye dönmekten korkuyorum.BEN KORKUYORUM."

Saatlerce aç bırakıyorum bedenimi,acıktıkça kusuyorum.Hiç durmadan birkaç izmarit daha söndürüyorum ruhumun orta yerine.Gözlerim yanıyor.Gece tüm siyahlığıyla odamı işgal ediyor.Sanki suskunluğum beni iyileştirebilecekmiş gibi karanlıkta sessizce oturuyorum.Beynimin içinde yeni şarkılar uyduruyorum.Geçmişte çok sevdiğim hiç bir şarkıya artık tahammül edemiyorum.

Biraz mum yakıyorum bazen.Yatağımın ucuna kıvrılıp sarhoşluğumdan nefret ediyorum.
Uyumak istiyorum,gözlerim rüyalarımda kilitlenmiş,uyuyamıyorum.

Su üstünde çırpınan küçük bir balık gibi ağlama krizlerine tutuluyorum sonra.Çarşaflar arasında kanarken buluyorum kendimi.
Sık sık acı çekiyorum.Küfür ediyorum,tırnaklarımla bedenime geçirdiğim her bir günün tarihini kazıyorum.

"İşte gene oluyor." "Hala pes etmemekte ısrarcı mısın?"

Biliyor musunuz,her gece ölü ziyaretleri yapılıyor camdan kalbime.Sessizce gelip gözlerimin içine bakıyorlar.Ruhumun derinliklerine işlemiş sözler fısıldıyorlar tenimin her bir zerresine.Lanetlenmiş çürük çiçekler sunuyorum hepsine ve yalvarıyorum,bir gece gelmesinler,bir gece daha beni öldürmesinler diye..

7 Temmuz 2011 Perşembe

Ölü Aşklar Seramonisi.


Merhaba Joe.

Derince tuttuğum bir nefesi sonsuza dek bırakmış gibiyim ciğerlerimden.Anne karnından zorla çıkarılmış ölü bir bebek gibiyim,ciğerlerim yeni bir nefesi kabul etmiyor.Hayata devam etmek bu kadar zor oluyor muydu?Bana bundan hiç bahsetmemiştin.Bana herşeyin yoluna gireceğini söylemiştin Joe..Oysa herşey daha boktan bir hal almaya başladı.Ben kendimde değilim.Ben,ben değilim artık Joe.Ne olur eskisi gibi bana her şey yoluna girecek de.Buna ihtiyacım var.Kalbimdeki mezarlıkları uzayın derinliklerine yolla,sil geçmişimi Joe.Sil.Yardım et bana,yoksa kaybolacağım evrenimin kara deliklerinde..


Yalan yok,artık yalanlar yok Joe,artık insanlar yok,sen ve ben varız,bitti artık,bu son,anlatacağım ve her şey bitecek,almak zorunda olduğum bir nefes,gözyaşı için biriktirdiğim izler,hissetmek zorunda olduğum çocukça hislerim olmayacak.Ruhum ölüyor Joe,ruhum evrenimin vadilerini terkediyor.Son kez tut elimden ve beni dinle,zor olacak,ama bitecek biliyorum.Korkma,ben yeterince korkuyorum zaten,güçlü olan sen ol bu sefer,sen ol Joe..

Gitti.Tüm yalanlarıyla beraber gitti.Başka kalp damarlarına açıldı,bana hiç bir zaman dönmem dediği yollara koştu tekrar..Yüzüme çarpa çarpa,canımı yaka yaka gitti.Başka bir ruhun ismini sayıklayarak,nefesimi düğümleyerek gitti Joe.Oysa benim kaldırımlarıma benim için basıyordu ayakları,bir gece önce ruhuma sarılan parmakları,zehir kusarak öldürdü beni.Sustum Joe,konuşamadım.Benliğimden arta kalanları toparladım ve yola çıktım Joe.İstenmediğim bir evrende nefes alamazdım artık.Gitmek zorundaydım.Rotasız yürüyordum başka vücutların kaldırımlarında.İnsanlar konuşuyorlar,bakıyorlar,birşeyler diyordu Joe.Kulaklarım duymuyor,gözlerim görmüyordu.Bedenim otomatik kumandalı boktan bir oyuncak gibiydi.Kandırılmış,yenilmiş,gene,gene yenilgiyle ayrılmıştım ruhumun kurduğu küçük oyundan."Neden?" sorusunu soracak gücüm bile yoktu Joe.Ne zaman karar verilmişti katlime? Kimdi,ruhumu sokan bu yılan,yüzü tanıdıktı biraz ama ben tanıyamıyordum,söylesene kimdi bu adam Joe?


Oysa vaktimiz az,düşlerimiz kocamandı.Biliyordum gideceğini,Dudaklarına bulaşan parfümümü tenimle beraber tükürürken de biliyordum,parmaklarımı kavrayan avucun bıraktığı izler de,son bakışının ardında lekelenen gözlerim de biliyordu.Başka bir kadının acısıyla gideceğini biliyordum,sözcüklerimi doğrayan sesini duyabiliyordum terkedişinde..Oysa öylesine tatlı bir uyuşturucuydu ki kalbime doğru akan,onun yerine seviyordum kendimi.Zihnimin köşesini dolduramıyordum artık yokluğuyla,biliyor musun,dokunuşlarımız bile %50 riskmiş,bir kez tutturduğun hissin bir ikincisini garantileyemiyormuşsun Joe..


Yalanlardan kurulu bir düşe yenik düştüm.Siktiğimin bilinçaltına yenik düşüp kendimi kaybettim,boğuldum onun asla tutamayacağı sözlerinde.Gene yaptım,gene düştüm kurtuldum sandığım cehennem çukuruna.Bu sefer hiç düşünmeden gözlerimi kapatıp attım kendimi taze uçurum kokusundan.Yer çok sertti,bu sefer çok sertti Joe.Ruhum paramparça dağılırken gökyüzünün derinliklerine,ölümle tanıştım.Saçlarımdan kavrayan ellerini öptüm,sözlerimi kurban ettim,acılarımın bitişi için kalbimdeki pis kanı tanrıya tükürdüm..


Biliyor musun,inanamıyorum,kendimi kandırmak istiyorum Joe.Tüm doğruları lügatımdan silip onun yanlışlarını doğrum yapmak istiyorum,kucağında kıvrılıp bana yalnızca masal anlatmasını istiyorum.Hep aynı masalı anlatsın.Sonunu hep "Her şey çok güzel olacak" diye bitirsin.Masal bittiğinde beraber düşelim cennet bahçesinden toprak ananın acımasız kollarına..

Şimdi çırılçıplak ruhumla uçarcasına dansetmek istiyorum yağan yağmurun altında,söylesene,acı veren insanlar mı değerlidir hep insanın ruhunda?Her gerçek bu kadar can yakar mı Joe?Söylesene,neden giderken söylenen kelimeler bu kadar yakar kalp damarlarını?Daha kolay bir yolu yok mu bunun,lütfen,lütfen bul,ruhumu aleve vermeden kurtar kendini benden Joe..


Başka bir kadını kazıyarak gittiği ruhuma ne kadar uzaklaştığımı bilemiyorum,her yeni güne biraz daha terkedilmiş uyanıyorum.. Bende kalmamalısın Joe,gitmelisin.Ben senin tanıdığın kadın değilim artık.. Ruhum felç geçirmiş - ay ışığı üzerinde asılı kaldı,kimsenin dönüp bakmadığı bir cesedim var şimdi,dudaklarım yarı öpülmüş,saçlarım savruk,ruhum kırık,"Kalbim Camdan",boynuma geçmiş başka hayatların bedeliyle gidiyorum buralardan.Sen de terket beni Joe,bana sözler vermeden,yalanlar söylemeden,beni gerçekten seviyorken terket beni,bana aşıkken terket beni Joe.Yabancı aşklar gelip yapışmadan kalbinin karasına,sen de terket beni..

Ay Günlüğünden Alıntılar.


Geçmişten Gelenler.

Bu gadget'ta bir hata oluştu